Betimleme Nedir? Örnek Ver?
Herkesin bir şekilde betimlediği anlar vardır. Bir kahve içiyorsunuz, güzel bir sabah güneş var, rüzgar hafifçe esiyor… derken, aniden zihninizde bir film sahnesi canlanıyor. İşte o an, betimleme yapıyorsunuz! Ama nedir bu betimleme? Hadi gelin, bunu biraz daha derinlemesine inceleyelim.
Betimleme Nedir? Çık Yola, Anlamaya Başla!
Öncelikle, betimleme nedir diye bir soruyla başlamak çok doğru oldu, çünkü bu konuda biraz kafalar karışabilir. Bir şeyi olduğu gibi anlatmak, onu gözünüzde nasıl canlandırıyorsanız tam o şekilde aktarmak işte buna betimleme deniyor. Ama merak etmeyin, bu konuda size biraz da eğlenceli bir örnek vereceğim, çünkü en iyi öğrenme, eğlenerek oluyordur değil mi?
Hayatımda, betimlemeyi ilk öğrendiğim anlardan biri şu anda İzmir’in en meşhur kafelerinden birinde arkadaşlarımla oturduğumuz o anı hatırlıyorum. Çayımı içip, “Bak, tam şurada bir insan var, üstü başı dağılmış, kafasında yanlışlıkla kırmızı ruj sürülmüş gibi, ama onu göremezsin, çünkü masanın altında kocaman bir laptop var,” dediğimde, işte bu tam bir betimleme örneği olmuştu. Yani, kafamızda oluşan o dağınık görüntü, betimleyerek ne kadar belirgin hale gelmişti.
Betimleme dediğimiz şey işte tam olarak bu; bir nesneyi, durumu, hatta bir insanı tanımlarken onu hayal edebilmeniz için her ayrıntıyı vermek. Yani bakın, ne kadar “şey” varsa, hepsini anlatıyorsunuz. Kısacası, betimleme yaparken, o şeyi ya da durumu okura ya da dinleyiciye bir şekilde görmesini sağlıyorsunuz.
Betimleme Nedir? Gerçekten Bunu Yapmak Gerekir Mi?
Tabii, hemen bunun altını çizelim: Betimleme yaparken herkesin aşırıya kaçmaması gerek. Kötü bir betimleme yaparak, “Birinin eski püskü montunu tam anlatacağım, ama o kadar çok anlatacağım ki, seni sıkarım!” demek istemem tabii ki. Zaten arkadaşlarım genelde benim betimleme çabalarıma şöyle yaklaşır:
Arkadaşım: “Bunu hiç anlatma, çok uzun sürer, bitmeyecek gibi hissediyorum, yeter artık!”
Ben: “Ama içimde bir ‘betimleme canavarı’ var, o yüzden ben anlatıyorum!”
Her ne kadar biz bu “uzun” betimlemelerle esprili bir şekilde dalga geçsek de, aslında betimleme bir durumu anlatmanın en etkili yollarından biri. Kısacası, en iyisi her şeyin dozunu kaçırmamak. Özellikle bir şeyin betimlemesini yaparken, okurun ya da dinleyicinin dikkatinin kaybolmaması önemli. Her ayrıntıyı vermek, ama hiçbir şekilde abartmamak gerek. Hem zaten anlatılan şey ne kadar ilginçse, insanlar o kadar betimlemeyi sever, değil mi?
Betimleme Nedir? Günlük Hayatta Betimleme Örnekleri
Sokakta yürürken, sabahın köründe uyandığımda, kahvemi alıp işe gitmeye çalışırken aslında bir bakıma sürekli betimleme yapıyorum. Mesela, şu an aklıma gelen bir örnek var:
Ben (iç sesim): “Dışarıda tam 5 dakika önce yağmur başlamıştı, ve bir anda hepsi kısa şortlu ve tişörtle dışarıda koşmaya başladı. İstanbul’un havası değişmiş ama onların ruh hali hala sıcak yaz gibi. Hiçbiri ıslanmış gibi görünmüyor, ya da belki de ıslanmaktan zevk alıyorlar. Kim bilir?”
Burada, etrafımdaki insanları betimledim. İnsanların hızla yağmura aldırmadan sırılsıklam olmasına gülerek bakıyorum. Betimleme yaparak, bir olayın ruhunu, çevremdeki insanların tavırlarını ve atmosferi daha derinden anlatıyorum.
Daha eğlenceli bir örnek vermek gerekirse, geçen gün metroda yanımda oturan adamı betimlemem gerekiyordu. Hafif kıvırcık saçları, üstünde sanki 10 yıl önce bu gömleği almış ama halen çıkarmamış gibi bir görüntü vardı. Hiç konuşmuyordu ama o kadar çok göz teması kuruyordu ki, acaba bana bir şey söyleyecek mi diye bekliyordum. Betimleme yaparken, işte böyle detayları ekleyerek olayın eğlenceli, ama bir yandan da biraz tedirgin eden yönünü ortaya koyuyorum.
Betimleme Nedir? Komik Ama Derin Bir Yönü Vardır
Betimleme sadece günlük hayatta gördüğümüz şeyleri anlatmakla kalmaz, bazen de derin duyguları ortaya çıkartabilir. Örneğin, birini anlatırken yüzündeki ifadeyi, gülüşünü veya sesini betimlemek, o kişinin ruh halini de yansıtabilir.
Geçen hafta, bir arkadaşımın doğum günü partisindeydim. Yalnızca onu betimlemek bile komik bir hale geldi:
Ben (gülerek): “O kadar parlak gülümsüyordu ki, sanki sabah kahvesini içmiş, akşam yemeğini yemiş, geceyi de eğlenerek geçirmiş gibi. Ama değil, sadece şekerli bir tatlı yediği için böyle parlıyordu.”
Yani, işte bu tür betimlemeler, bir kişiyi ya da durumu anlatırken içinde barındırdığı mizahı, dinleyenin ya da okurun zihninde daha eğlenceli bir şekilde canlandırır.
Sonuç Olarak
Betimleme, aslında hem bir sanat hem de bir beceri. Ama sadece güzel anlatmak değil, eğlendirmek, düşündürmek de gerekiyor. O yüzden, birisini ya da bir durumu betimlerken, komik, etkili ve yaratıcı olabilmek önemli. Sokakta, metrobüste, kafede ya da akşam çayı içtiğimiz anlarda, bazen fark etmeden etrafımızı betimliyoruz. Betimleme, olayları ya da insanları daha gerçekçi ve unutulmaz kılmanın bir yolu aslında. Yani, yazarken sadece betimleme değil, yaşarken de eğlenmek lazım!