Zekât Vermenin Şartları Nelerdir? Bilimsel Bir Mercekten Basit Bir Açıklama
Eskişehir’de bir kafe…
Bir arkadaşım, sürekli zekât vermekle ilgili konuşuyor. “Hangi mallar zekâta tabidir, hangi şartlar gerekir, ne zaman vermeliyim?” soruları sürekli kafasında dönüp duruyor. Hepimizin hayatında yer yer duyduğumuz, ama genellikle derinlemesine düşünmediğimiz bir konu aslında: Zekât vermenin şartları nelerdir? Biraz düşündükten sonra, bunun aslında çok temel bir konu olduğunu fark ettim. Hem dini hem de sosyal açıdan büyük bir öneme sahip bu konuda derin bir kafa karıştırma olabilir. Ama endişelenme, bu yazıda kafa karıştırıcı detaylara girmeden, basit bir şekilde açıklamaya çalışacağım.
Zekât Nedir?
Zekât, İslam’da malın bir kısmını fakirlere vermek olarak tanımlanır. Ama bu, sadece “isteğe bağlı” bir yardım değil, bir sorumluluktur. Yani zekât, sadece “iyi bir insan olmak için” değil, dini bir yükümlülüktür. Hangi maldan verileceği ve ne kadar verileceği gibi sorulara da, işte bu noktada açıklık getirmemiz gerekiyor. Zekât, genellikle malın belirli bir oranı üzerinden hesaplanır. Ama bunun için bazı temel şartların yerine getirilmesi gerekir.
Zekât Vermenin Şartları Nelerdir?
1. Zekât Verilecek Malın Nisap Miktarına Uygun Olması
İlk şart, zekât verilecek malın nisap miktarına ulaşmış olmasıdır. Nisap, bir kişinin sahip olduğu malların, belirli bir asgari değeri aşması anlamına gelir. Bu, kişiye “Zekât vermek zorundasın” demek için gerekli olan minimum sınırdır. Nisap miktarı, kişinin sahip olduğu malların toplam değeriyle belirlenir. Mesela, altın, gümüş ya da para birikiminin bir kısmı bu kategoride yer alabilir. Bu miktarın üzerinde malı olan kişi, zekât vermekle yükümlüdür.
Örnek vermek gerekirse, diyelim ki 10.000 TL’niz var ve altın ya da diğer mallarla ilgili birikiminiz nisap miktarına ulaşmış. O zaman zekât verme zamanı gelmiş demektir. Bu örnek, temel anlamda zekâtın ne zaman gerektiğini anlatan bir benzetme olur.
2. Zekât Vermek İçin Bir Yılın Geçmiş Olması
Bir diğer şart, zekât vermek için bir yılın geçmiş olmasıdır. Yani, nisap miktarına sahip olduktan sonra, üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bu yıl boyunca malınızda azalma olmadığı takdirde, zekât vermekle yükümlüsünüz. Örneğin, 1 yıl boyunca 10.000 TL birikiminiz varsa, bu paranın bir yıllık zekâtını vermelisiniz.
Bu, aslında çok mantıklı bir şey. Düşünsenize, her gün çalışarak kazandığınız para, sadece o kadarla kalsın ve bir yıl boyunca tasarruf yapmasanız bile zekât vermek zorunda olun. Ama değil; sadece elinizdeki malda yıl boyunca biriken kazanç üzerinden zekât veriyorsunuz.
3. Zekâtı Verilecek Malın Temiz Olması
Zekâtı vereceğiniz malın da “temiz” olması gerekmektedir. Yani, malınızın haram bir kaynaktan gelmemesi ve başka türlü şüpheli bir unsura sahip olmaması gerekir. Sadece birikim değil, bu birikimin elde edilme şekli de önemlidir. Zekât verecek kişi, malını meşru yollardan kazanmış olmalıdır. Yani, kazanılan para “temiz” olmalı. Örnek olarak, sahte para ya da şüpheli bir kaynaktan elde edilen gelirle zekât verilmez.
4. Zekât Verilecek Kişinin Yoksul Olması
Zekâtı yoksul olan kişilere vermek şarttır. Yani, fakir ya da muhtaç durumda olan birisine zekât vermelisiniz. Zekâtın amacı, toplumsal eşitsizlikleri azaltmak ve daha adil bir toplum yaratmaktır. Bu yüzden zekât verdiğiniz kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı olduğundan emin olmalısınız. O yüzden, bu noktada, yakın çevremizden ya da sosyal hizmetlerden destek almak faydalı olabilir.
5. Zekât Vermek İstemek ve Niyet Etmek
Son olarak, zekât vermek için niyet etmek gerekir. Zekât, zorla ya da istemeyerek verilen bir şey değildir. Kişinin niyetinde “Allah rızası için vermek” olmalıdır. Yani, zekât bir ibadet olarak kabul edilir. Bu yüzden, malını veren kişi, Allah’ın emirlerine uymak ve topluma fayda sağlamak amacıyla verir.
Zekât Vermenin Toplumsal Yansıması
Şimdi gelelim bu sorumluluğun toplumsal boyutuna. Zekât, aslında sadece bir kişi için değil, toplum için de önemli bir araçtır. Çünkü zekât sayesinde toplumdaki gelir eşitsizliği bir nebze olsun dengelenir. Zekât vermek, hem birey olarak insanları toplumsal sorumlulukla tanıştırır, hem de toplumsal adaleti sağlamak adına önemli bir katkıdır. Kişi bir yıl boyunca kazandığı malın bir kısmını başkasına vererek, sadece kendini değil, çevresini de düşünmüş olur.
Sonuç: Zekât Vermek Zorunluluk, Ama Gönüllü Bir İbadettir
Sonuç olarak, zekât vermenin şartları nelerdir sorusuna verdiğimiz cevaplar, aslında sadece bir dini sorumluluktan ibaret değildir. Zekât, aynı zamanda toplumdaki dengeyi sağlamak için gerekli bir araçtır. Nisap, bir yıl, temiz mal, fakirlik durumu ve niyet gibi şartları yerine getirdiğinizde, zekâtı vermek hem dinen hem de toplumsal olarak bir yükümlülük haline gelir. Bu sorumluluk, sadece bir birey için değil, tüm toplum için önemli bir fayda sağlar.
Bir noktada, zekât vermek, kendi malını paylaşmak gibi değil, toplumsal bir bağ kurmak gibi bir şeydir. Hem ahlaki hem de dini bir sorumluluk olan zekât, adaletin sağlanmasına katkıda bulunur. Yani zekât, aslında sadece bir “verme” eylemi değil, bir toplum yaratma sürecidir.