Tahmin Ne Anlama Gelir?
Hayatımda birçok kez “tahmin” kelimesiyle karşılaştım. Genellikle birinin benden ne yapmamı beklediğini anlamaya çalıştığımda, veya bir şeyin nasıl gelişeceğini kestirmeye çalıştığımda kullanıldığını duydum. Ama ne zaman bu kelimeyi duyup üzerinde düşündüm, aklıma hep tek bir şey geldi: Geleceğin belirsizliği.
İşte böyle bir günün sabahında, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bu kelimenin ne anlama geldiğini bir kez daha sorgulamaya başladım. O kadar içimi saran bir belirsizlik vardı ki. Sanki her şey çözülmeye, şekil almaya başlıyor ama bir an duruyor, bekliyor. Herkesin bir şeyler tahmin etmesi, herkesin bir sonuca ulaşma çabası… Ama ben o an, sadece bu karmaşanın içinde kaybolmuş biriyim.
Geleceğin Gizemi
Saat 10:00 civarıydı, şehirde pek kimse yoktu. Herkes kendi işine daldı, kafelerde yalnızca birkaç masada oturan insanlar vardı. Hava, karanlık bulutlarla kaplanmıştı ama yağmur yağmıyordu. Sokak lambaları arasından ışıklar titrek bir şekilde sızıyordu. Bunu görünce içimi bir hüzün sardı. O gün, o an sanki bir şeylerin değişeceğini hissetmiştim ama ne olduğunu tam olarak bilemiyordum.
Önümde, bir kafenin camından bakarken, aklımdan geçenleri düşünmeye başladım. Tahmin kelimesi. Benim için geleceği görmek, ya da onunla barışmak demekti. Kimse gerçekten tahmin edemezdi ne olacağını. Hayat, bazen bir puzzle gibi parçalanmış haldeydi ve bizler bu parçaları birleştirmeye çalışıyorduk. Bazen bir parça eksik kalıyor, bazen de parçalardan birini yanlış yerleştiriyorsunuz ve tüm resim bozuluyor. Ama işte o eksik parça, hayatın gizemiydi. O boşluğu görmek, gerçekten tahmin etmeye çalışmaktı.
Bir Olay, Bir Tahmin
Geçen yaz, uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Onunla kaybolduğum o eski günleri hatırlıyordum, bir zamanlar her şey çok basitti. Her şey doğruydu. Ama hayat değişti, insanlar değişti. O gün de böyle bir karşılaşmaydı. Yine aynı kafe, aynı yere gelmiştik. Ama aradaki zaman farkı her şeyin değiştiğini gözler önüne serdi.
“Hayat nasıl gidiyor?” diye sormuştum ona. Birçok şeyi tahmin edebileceğini düşündüm, çünkü bizim gibi geçmişi olan insanlar bazen birbirini okur, ne olacağına dair hissederdi. Ama onun yüzünde o eski güvenli, neşeli bakışı göremedim. Bir an duraksadı, sonra derin bir nefes alarak:
“Belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,” dedi.
Bir anda içimde bir his belirdi, bir parçanın eksik olduğunu fark ettim. O eksik parça, geçmişte her şeyin nasıl olsa düzelmesini beklediğim o tahminimdi. Ama gerçek, öyle bir tahminin olamayacak kadar karmaşıktı. Bunu anlamam biraz zaman aldı. Geleceği tahmin etmek, ya da bir zamanların eski hatıralarını yeniden yaşamak mümkün değildi. Hayat her an değişiyordu, insanlar da buna ayak uydurmak zorundaydı.
Hayal Kırıklığı ve Bekleyiş
O günden sonra bir süre, her şeyi tahmin etmeye çalıştım. Hangi kararımın doğru olacağını düşündüm, kiminle konuşmalıyım, hangi yolu seçmeliyim… Ama her seferinde bir adım geride durdum. Sanki hep bir şey eksikti. Belki de o eksik şey, güvenimdi. Yani, tahminler yapmamın tek nedeni, bir şeyin garantisini aramamdı. Her zaman bir şeyin garantili olmasını istiyordum. Ama hiçbir şey kesin değildi. Bu belirsizlik, içinde kaybolduğum bir okyanus gibiydi.
Tahmin etmek, bir çeşit güven arayışıdır. Hangi yola gitmeliyim, hangi adımı atmalıyım? Ama işte tahminlerin gerçeği yansıtmadığını kabul etmek, büyük bir hayal kırıklığıydı. Geleceği kontrol edememek, belirsizliği kabul etmek bir yana, tam anlamıyla ne yapacağımı bilememek korkutucuydu. Sadece beklemek… bir şeylerin düzelmesini beklemek, hayatın kendi akışında şekil almasını… Ama her şeyin en sonunda yoluna girmesini ummak, belki de en büyük tahminimdi.
Umut ve Yeniden Başlama
O kış, Kayseri’nin karla kaplanmış sokaklarında yürürken, her şeyin tahmin ettiğimden çok daha karmaşık olduğunu fark ettim. O eski dostumun söyledikleri hala kulaklarımda çınlıyordu. “Belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,” demişti. Belki de bu, onun yaşadığı bir değişimdi ama ben de benzer bir şey hissediyordum. Artık her şey belirsizdi ama buna rağmen, hayatımda ilk defa bu belirsizliği kucaklayabildim. Bunu kabul etmek, kendimi yeniden bir yolculuğa çıkmaya hazırlamak gibiydi.
Belki de tahmin, sadece hayatta neler olacağını düşünmek değil, aslında o belirsizliğin içinde ne yapabileceğimizi anlamaktı. Her şeyin sonu bir noktada belli olurdu ama o noktaya kadar olan yolculuk, her adımda bir yeni keşifti. Gelecek belirsizdi, evet. Ama bu belirsizlik, bir anlamda bir özgürlüktü. Belki de tahmin etmek değil, yaşamak gerekiyordu. Ve ben artık buna inanıyordum.
Sonuçta, hayat bir tahminin ötesine geçmekti. Geleceği öngörmektense, yaşadığımız anı kucaklamak ve onun içinde kaybolmaktı. Ve belki de en önemlisi, tahminlerin bozulmasıydı. O zaman insan gerçekten büyürdü.
Sonuç
Tahmin etmek, insanın bilinçli olarak geleceğini görmek istemesidir. Ama hayatın gerçek anlamı, o tahminlerin hiç de doğru çıkmamasıdır. O anlar, belirsizlikler, hayal kırıklıkları… Hepsi bir araya geldiğinde, sonunda tahmin etmediğimiz bir şekilde yaşamaya başlarız. Gelecek, tahmin edemediğimiz kadar özgürdür.